Oldukça hızlı geçen bir haftadan sonra tekrar merhaba,
Yılda bir kez projelerimizi tanıtıp, aday üyelerimizi daha yakından tanıdığımız Projector etkinliğimizi geride bıraktık. Emeği geçen tüm üye ve aday üyelerimize, proje direktörlerimize ve yönetim kurulu arkadaşlarıma teşekkür ederim.
Son derece başarılı geçen Projector’den sonra umarım hepiniz hangi projelerde yer alacağınıza karar vermişsinizdir. Bu hafta itibariyle tüm proje ekipleri kendi aralarında toplanmakta ve projelerini detaylandırmakta olacaktır. Projector’a katılamayan adaylarımız yazışmaları takip ederek istedikleri proje toplantısına katılabilirler.
Projelerimizin başarısı nasıl algılandığı ile doğru orantılıdır. Görev aldığınız her projeyi ‘değerlere ve kültüre uygun, beklentileri karşılayan ve kafa karıştırmayan, sonuç odaklı, ölçülebilen ve gerçeklere dayanan, mesajların tekrar edildiği, inovatif, görsel ve düşüncelerden çok duygulara hitap edecek’ şekilde ele alacağınızı bilmekten dolayı son derece mutluyum.
Sanırım algı konusunda ilk söylenmesi gereken şey algının subjektif olduğudur, yani kişiden kişiye değişeceği gibi ortama ve zamana bağlı olarak da değişebilir. Bir kişi, ürün, toplum ya da hizmetin kendine biçtiği değer ile karşıdan algılanan değer arasında çoğu zaman farklılıklar vardır. İletişimin amacı bu aradaki farkı mümkün olduğu kadar azaltmaktır. PR yani Halkla İlişkiler bu sebeple oldukça önemlidir.
JCI farklı ülkelerde farklı kültürlerde farklı şekilde algılanıyor. Japonya’da kariyerinizde ilerlemek için JCI üyesi olmak büyük bir avantaj. Almanya’da JCI üyesi olmak için şirketinizin imza yetkisine sahip olmanız gerekiyor…
Bu bağlamda siz JCI’ı nasıl algılıyorsunuz? Peki biz JCI üyesi olarak nasıl algılanıyoruz? Projelerimizde algı yönetimine yeterince yer veriyor muyuz? Bu konuda biraz düşünmenizi ve mümkünse ilk proje toplantınızda algı konusuna yer vermenizi rica ediyor ve hatta önümüzdeki günlerde bu konuda hepimizin katılımı ile bir seminer düzenlemeyi öneriyorum.
Böylece bu hafta marka olma yolunda çok önemli bir adım olan algı yönetimi konusuna biraz değindik. Haftaya konumuz: ‘Nasıl Marka Olunur?’
Son olarak yukarıda alıntı yaptığım, Bersay İletişim Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Ali Saydam’ ‘İletişimin Akıl ve Gönül Penceresi Algılama Yönetimi’ adlı kitabında algılama yönetiminin temel kurallarını sizlerle paylaşmak istiyorum. 1-Hedef Kitlenin Değerlerine Uymalısın: İnsanları söyledikleri ile değil, söylemedikleriyle anlamak, değerler sistemindeki uyum ve çatışma noktalarına nüfuz etmek öncelikle yerine getirilmesi gereken koşuldur.(….) Fazlasıyla kırılgan olan algı haritasında edinilen yeri korumanın öncelikli koşulu, hedef kitlenin değerleri ile uyumlu noktaları asla gözardı etmemektir. Değerlerle çakışan ufacık hatalar, açıkça görülmeseler de problem çıkarabilirler….2-Hedef Kitlenin Kültürüne Özen Göstermelisin: (….) Eğer hedef kitlenin kültürüne özen göstermezseniz, hiç hak etmediğinize inanılan algılama tepkilerine maruz kalırsınız. (….) Algılama yönetimi milli ve yerli bir yaklaşım gerektirir. 3-Beklentilerin Üzerinde Yaklaşım Sergilemelisin: Standartların keşfi, müşteri odaklı yaklaşıma büyük kolaylık getirip pazarlamaya nefes aldırırken, iletişimde ‘mertliğin bozulmasına’ da yol açtı. (….) Ürün ve hizmetlerdeki bu standartlaşma, iletişimde farklılık ve farkındalık yaratmaya çalışanları ‘elle tutulan, gözle görülen dünyanın dışına çıkmaya zorladı. 4-Kafaları Karıştırmamalısın: Birden fazla söz söylemenin, çok sayıda mesajı aynı anda vermeye kalkmanın algılamayı nasıl olumsuz etkilediği… Kolay anlaşılır olmak demek sıradan olmak demek değildir.(….) Karmaşık ortamlarda algılamayı yönetebilmek ancak sınırsız bir yalınlıkla mümkün olabilmektedir. 5-Sonuca Odaklanmalısın: İletişimin kritik başarı faktörü ‘iş’ bağlamında düşünebilmektir; bunun da tek ölçütü iş hedefine ulaşılıp ulaşılmadığıdır. İletişimde sonuç odaklılık, biçimden çok işleve yoğunlaşmaktan geçer. 6-Ölçmüyorsan yapmamalısın: Ölçümleme, iletişimin her alanında, dünyanın her ülkesinde uygulanabilecek, uygulanması gereken en önemli araçlardan biridir. Ölçümlemeyi 2 ayrı anlamda ele almak gerekiyor. Biri, iletişim stratejilerini oluşturmadan önce yapılacak araştırma ve ölçümleme, 2.’si sonuçların takibi ve izlenen yolun değerlendirilmesi için yapılacak araştırma ve ölçümlemeler. İletişimi yapılacak ürün ya da hizmetle hedef kitlenin değerleri ve kültürü arasındaki uyumun araştırılması ve ölçümlenmesi şarttır. 7-Gerçeklere Dayanmalısın: Algılamayı doğru yönetebilmek için gerçeklere dayanmak gerektiğini ve söylediğimiz her sözün, iletişim yaptığımız her durumun yalnızca gerçekleri, gerçeğin tamamını yansıtması ve gerçekten başka hiçbir şeyin iletişiminin yapılmaması türünden bir söylemi, içinde yaşadığımız sistem gereği uygun bulmadığımızı söyleyeyim. Eğer tersi sözkonusu olsaydı, kişilerin ve kurumların güçlü yanları kadar zayıf yanları konusunda da iletişim yapması gerekirdi ki, böyle bir şey makul olmaz. Söylediğin herşey doğru olsun, ama her doğruyu söyleme. 8-Tekrar Etmelisin: Algılamayı derinleştirmek için tekrarın şart olduğunu biliyoruz. Ama neyi, kaç kere, nasıl tekrarlamalı? (….) konuya, hedef kitleye, kanala, mesaja, mesajı taşıyan iletişim aracının ne denli buluşçu olduğuna göre veriler değişebiliyor. 9- Farklılaşmaları yönetebilmelisin: (….) Algılama yönetiminde farklılaşma için yapılacak en önemli saptama, bu konuda ortaya konacak inovasyonun, tartıştığımız diğer 10 kuralla uyum içinde olup olmadığıdır; yoksa ne sosyal paydaşlar satın alır o farklılaşmayı, ne de hedef kitle. 10-Görselliği doğru yönetmelisin: Görsel algılamayı yönetmek, genel algılama yönetiminin kritik başarı faktörlerinden biridir. İnsanın bir bilboard’a, gazetedeki bir ilana ya da habere yalnızca 2-3 saniye ayırabildiği düşünülecek olursa, görsel algılamanın önemi de daha iyi kavranabilir.(….)11-Düşüncelerden çok duygulara hitap etmelisin: Alfred Adler’in deyişiyle, ‘İnsan sevmeyi öğrenebiliyorsa, pekala duygulara hitap etmeyi de öğrenebilir’; yeter ki o ‘koku’yu ve ‘doku’yu iyi okuyabilsin. Her evin, her şirketin, hatta her ülkenin bir kokusu, bir dokusu vardır. Bu koku ve duyguyu doğru okuyup buna göre tüm iletişiminizi yönetebilirseniz, hedef kitlenizle buluşamamak gibi bir sorununuz olmaz……