Welcome...

9.05.2011

Nasıl Marka Olunur?


Geçtiğimiz Cumartesi günü Proje Direktörlerimiz ile gerçekleştirdiğimiz proje yönetimi eğitimi ve Pazar günü Boğaz’ın ışıl ışıl mavisini seyrederek sohbetin tadına vardığımız Brunch ve Frida Kahlo sergisinin ardından bugün haftaya oldukça pozitif başlamış olmaktan büyük mutluluk duyuyorum.
2000’li yılların başında zamanın en bilinen PR gurularından biri ile ortak bir şirket açmıştık ve Kurumsal Marka Yönetimi konusunda şirketlere danışmanlık hizmeti veriyorduk. Kendisinden o günlerde pek çok şey öğrendiğim Burak Amirak’a huzurunuzda teşekkür etmek istiyorum. O günden bugüne hala geçerliliğini koruyan, adeta hayat felsefesi olarak benimsediğim bir marka tanımını sizlerle paylaşarak bu haftaki yazıma başlamak istiyorum. Marka verilen sözün tutulmasıdır.
2009 yılında Londra’da dikkatimi çeken hemen her mağaza reklamında, kuruluş tarihlerinin ön planda olmasıydı. ‘1836’den bu güne, herşey 1916’da başladı..gibi. Son krizi daha rahat atlatmış olan mağaza zincirlerinin en büyük başarısıdır bu. Müşterilerine biz uzun yıllardır sizinleyiz mesajı vererek sözlerini tuttuklarını hatırlatıyorlardı ve bu zor günlerinde sadık müşterilerinden destek bekliyorlardı.
Değişen sosyo-ekonomik dünyamızda bizlere hergün yeni ürünler, yeni tatlar, yeni hizmetler sunuluyor. Bu yenilerin çoğu gereken algıyı ve ilgiyi yaratamadıkları için kısa bir süre sonra doğal seleksiyona uğrayarak yok oluyorlar. Vizyon, misyon ve değerler, iletişim stratejisi, hedef kitle belirleme, kurumsal alt yapı çalışmaları, strateji, planlama, süreklilik, ölçümleme, sürekli gelişim ve trendlere uygun değişim olmadan marka olmak hayal edilemez. Başlangıç noktası yani sıfır noktası yani ilk atılacak adım her zaman en önemli noktadır aynı zamanda bir o kadar da zordur. Vizyon kendinizi nerede görmek istiyorsunuzun cevabıdır. Hedef kitleye uygun şekilde sınırlandırılarak belirlenmelidir. İletişim stratejisi reklam vermeye değil, haber olmaya yönelik kurulmalıdır. Unutulmamalıdır ki reklam marka değerine katkı anlamına gelmez, çok paranız olduğu anlamına gelir ki bu da marka olmaya yetmez. Her an her yerde her mecrada yer almak da bir o kadar yanlıştır, bir bakmışız medya maymunu olmuşuz. İletişim stratejisinde özenle üzerinde durulması gereken bir başka konu ‘Siz nasıl tanınmak istiyorsunuz?’’un cevabıdır. Sunduğunuz ürün ya da hizmetin artı ve fark yaratan değeri nedir? Başka bir deyişle haber değeriniz nedir? Kurumsal alytapı çalışmaları hazır olmadan ürün ya da hizmet lansmanı yapmak oldukça risklidir. Gelen yorumları, katılımları zamanında cevaplamak, başka bir deyişle müşteri memnuniyetini sağlamak, hızlı ve efektif hareket edebilmek için kurumsal altyapımıza özen göstermeliyiz. Websitemiz hazır değilken kartvizit dağıtmak ne kadar anlamlıdır? Tüm dünya sosyal medya ile tanıtım yaparken sadece el ilanı ne kadar doğrudur?
‘Aktif gençler için önde gelen küresel network olma’ vizyonu ile hareket eden, 18-40 yaş gençleri hedefleyen, bireye ve topluma fayda sağladığı projeleri sayesinde haber olan, lider ve girişimci yetiştiren, kurumsal alt yapı çalışmalarını değişen dünyaya göre adapte eden bir dernek var denildiğinde aklınıza hangi dernek geliyor?
Son olarak Al & Laura Ries’ın ‘ The 22 Immutable Laws of Branding’ (Marka Yaratmanın 22 Kuralı) kitabından bir alıntı...
‘Herhangi bir özel isim markadır, siz bir markasınız.’ Haftaya biraz da kişisel markaya değinmek üzere...